Filo Yönetimi konusunda merak ettiğiniz her şey Filo Broker BLOG’ta.

Elektrikli araçlarla ilgili bu çarpıcı istatistikler 1900’lere ait.

  • ABD’de üretilen otomobillerin yüzde 38’i elektrikle çalışıyordu.
  • New York, Boston ve Chicago yollarında bulunan tüm araçların yaklaşık üçte biri elektrikliydi.
  • Elektrikli otomobillerin tercih edilmesindeki en önemli sebep benzinli araçlardaki gürültü ve ses problemiydi.
  • 19.yy’ın ortalarında kullanıma başlanan elektrikli araçlar 1900 yılına kadar hız rekorunu da elinde tutuyordu. Ta ki Henry Ford benzinli Model T’yi seri üretime alıncaya kadar.
  • Sonrasında elektrikli araçlar hız ve maliyet gibi sebeplerle tercih edilmemeye başlandı. 1912 yılına gelindiğinde elektrikli bir otomobil 1750$ iken benzinli bir otomobil yalnızca 650$’dı.

1885 tarihli bu fotoğraf İngiltere’de Thomas Parker tarafından tasarlanan elektrikli bir otomobile ait.

Filo yenileme ve ihale sürecinde danışmanlık verdiğimiz Ajinomoto Türkiye CHRO’su Oya Güldalı’na birlikte çalışmanın getirilerini bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz.

MHEV – HEV – BEV – PHEV – FCEV

Elektrikli araçları trafikte her geçen gün daha sık görüyor olsak da henüz  toplam otomotiv pazarının çok küçük bir bölümünü oluşturuyorlar, ancak bunun hızlı bir şekilde değişmesi bekleniyor.

Boston Consulting Group’a göre 2026 yılına kadar satılan tüm hafif araçların yarısından fazlasının elektrikli araçlardan oluşması bekleniyor. .

Biz de şirketlerin filolarının 2022 yılıyla birlikte -Türkiye’de çok küçük adımlarla olsa da- elektrikli araçlarla dönüşeceğinin haberlerini duydukça heyecanlanıyoruz.

Bu yüzden elektrikli araçlar hakkında çok temel konularda kafa karışıklığı yaşanabildiğini  gördüğümüz için bu yazıyı paylaşmak istedik.

Her şeyden önce birkaç elektrikli araç tipi var. Bunların hepsi operasyonlarının en azından bir kısmı için elektrik kullansa da benzerlikleri yalnızca bununla sınırlı.

HEV: (Hybrid electric vehicle-Hibrit elektrikli araç)

HEV’ler en uzun zamandır var olan ve en yaygın hibrit türü.

HEV’lerde yakıt bazlı bir motor ve daha büyük bir bataryaya sahip bir elektrik motoru bulunuyor. Küçük kapasiteli, dışardan şarj edilmeyen bir bataryası da.  

“Rejeneratif frenleme” olarak bilinen bir süreçle, sürücü her frene dokunduğunda otomobilin elektrik aküsü şarj oluyor.

PHEV: (Plug-in hibrit electric vehicle)

Hibritlerden önemli farkı bir PHEV’in artan pil boyutu ve yalnızca elektrik gücüyle -yaklaşık 20 ila 30 mil – makul bir mesafe kat edebilmesidir.

MHEV: Hafif hibrit elektrikli araçlar

Bir hibrit elektrikli araçtan farklı olarak, bir MHEV yalnızca elektrik gücüyle çalışmaz, ancak içten yanmalı motor frenleme, yavaşlama ve durma sırasında kapatılabilir.

BEV: Battery electric vehicle:

BEV’ler tamamen elektrikle çalışır, yani BEV’de  içten yanmalı motor, yakıt deposu ve egzoz borusu yoktur. Bunun yerine, daha büyük bir yerleşik pille çalışan bir veya daha fazla elektrik motoruna sahiptir. Kullanıcılar pili harici bir çıkış üzerinden şarj eder.

BEV’ler şu anda arabalar, otobüsler, motosikletler ve scooterlar ve hatta tekneler dahil olmak üzere çeşitli biçimlerde mevcuttur.

FCEV: Fuel Cell Electric Vehicle

Konvansiyonel gibi dışarıdan hortumla güç aktarımı yapılır.

Sıkıştırılmış hidrojen yakıt hücresinden(fuel cell) geçirilerek elektrik motorunu harekete geçiren enerji elde edilir. Egzoz borusundan sadece su buharı açığa çıkar.

Filonuzu daha sürdürülebilir hale getirmek isteyen bir işletmeyseniz elektrikli araçlar ile ilgili tüm sorularınızın cevaplarını Filo Broker’da bulabilirsiniz. 

Otomotiv piyasasında yaşanan olağanüstü koşullar nedeniyle, baş döndürücü bir hız ve değişkenlerle geçirdiğimiz ihale süreci sonrasında bu cümleleri kendisinden duymak bizim için o kadar mutluluk verici ki. 

Bu güzel geri dönüşleri için Eda Yanık’a ve kısa sürede birlikte bir takım olmayı başarabildiğimiz tüm Kone Türkiye ailesine bir kez daha teşekkürler.

FiloBroker Blog’ta artık çok daha fazla duyacağınız bir kelime: yenilik

Operasyonel araç kiralama hakkında bildiğimiz her şeyi paylaşma amacıyla başladığımız bu yolculukta bu söylemin aslında bizim tüm bildiklerimizi karşılamadığını fark ettik.

Yenilikçi yaklaşımlar, elektrikli otomobillerle ilgili filoları ilgilendirdiğini düşündüğümüz gelişmeler, car sharing (araç paylaşım) sistemlerinin şirketler tarafından uygulanmasının getirileri gibi konularda da bildiklerimizi paylaşmaya karar verdik.  Bu postu da carsharing konusuna giriş gibi düşünebilirsiniz. 

Araç paylaşımının faydaları nelerdir?

  • Araba Paylaşımı ile Tasarruf Edin

Arabaya sahip olma ya da kiralama bedeli, sigorta, kasko, bakım, yakıt giderleri ve elbette ki olası değer kaybı vs. tüm bunlardan uzakta, araç paylaşımı demek her şeyden önce tasarruf anlamına geliyor. Diğer ulaşım yöntemlerine göre ise(taksi vb.) daha ucuz.

  • Farklı arabaların keyfini çıkarın

Örneğin İstanbul’da hemen şimdi bir elektrikli araba kullanmak istiyorsanız yapmanız gereken sektördeki oyunculardan birinin app’ini indirip, boşta olan bir elektrikli arabayı bulup,  sürücü koltuğuna yerleşmek. Otomobillerin sürüş deneyiminin bu kadar kolay ulaşılabilir olması bizce çok eğlenceli. 

  • Sera Gazı Emisyonlarını Azaltıyor

      Araç paylaşımı trafikte daha az araba, daha fazla yakıt tasarrufu  daha az sera gazı emisyonu anlamına geliyor.

  • Otopark Altyapısı İçin Gerekli Alanı Azaltır

Kalabalık bir şehirde yaşıyorsanız, arabanızı park etmenin nerdeyse kabusa döndüğü birçok anıya sahip olmalısınız. Araba paylaşımı daha az otopark altyapısı ihtiyacı anlamına geliyor.

  • Daha az trafik

Berkeley tarafından yapılan araştırma, bir paylaşımlı aracın trafikteki 7-11 özel aracın yerini alabileceğini söylüyor. Daha az otomobile duyulan ihtiyaç da yine büyük bir çevresel etki yaratabilir.

  • Ne zaman istersen o zaman sür

Araç paylaşımının sadece satın almaya göre değil günlük kiralamaya göre de avantajları bulunuyor. Hepimizin bildiği gibi kiralama daha katı kurallarla birlikte geliyor -minimum 1 gün zorunluluğu, ekstra masraflar denizi vs. Araç paylaşımı ise çok daha özgür. Bugün bir arabaya  15 dakikalığına mı ihtiyacın var? Ne zaman istersen rezerve et ve sür.

Bir sonraki postumuzda “araç paylaşımı kurumlar için nasıl bir değere dönüşebilir?”, “Bu model büyük filo organizasyonlarının içinde tamamlayıcı ya da önemli bir aktör olarak çalışabilir mi?” gibi sorulara yanıt arayacağız.

Filo Broker’la #VerimliFilolar’da bu kez GroupM’in CFO’su Burak Oruç deneyimlerini paylaştı.

Filolarını 6 yıldır birlikte yönettiğimiz ve karşılıklı öğrenme fırsatı bulmuş olmaktan dolayı mutluluk duyduğumuz Burak Oruç’a  ve tüm GroupM ekibine teşekkür ederiz. 

GroupM CFO’su Burak Oruç’un Filo Broker hakkında değerlendirmeleri:

  • Filo Broker’la 70 araçlık filo ihalemizde başlangıçtan bitimine kadar kusursuz işleyen bir süreç geçirdik.
  • Genel filo dinamiklerine/detaylarına hakimiyetleri sayesinde bizleri doğru yönlendirdiler.
  • Filomuz için en ince detayına kadar düşünülmüş olan teklifi tek noktadan alıyor    olmak çok ciddi zaman ve efor kaybımızın önüne geçmiş oldu.
  • Filo analizinin detaylı olması sonucunda doğru satın alma yaptığımızı düşünüyorum.

90’lardan bu yana organizasyonların filo kiralamaya bakışı nasıl değişti?

Filo verimliliği nasıl aşama aşama en önemli konu haline geldi?

Sizi bu soruların cevaplarıyla kısa bir yolculuğa çıkarmak istedik. İşte bizim en sevdiğimiz konu: Filo verimliliğinin Türkiye’de kısa bir tarihi.

Kişiselleştirilmiş tıp, kişiselleştirilmiş teknolojiler ya da kişiye özel tasarlanmış eşyalar/hizmetler.

Yakın geleceğin teknolojileri ile ilgiliyseniz kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetlerin geleceğin kendisi olduğu fikrine aşinasınızdır muhtemelen. Çünkü kullanıcıların izlerini anlamlandırmak yani data analitiğinin kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor ve verimlilik ve sürdürülebilirlik için çıktılara dönüşüyor.

Peki filo kiralama hizmeti kişiselleştirilebilir mi?

Filo kiralamayı sadece kurumlar arası bir hizmet olarak düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

Şirket filoları her ne kadar bir bütün olarak kiralansa da araçları kullanacak çalışanların ihtiyaçları, kullanım alışkanlıkları vb. nedenlerle kişisel düşünülmek zorunda. Örneğin filodaki araçların bazıları nerdeyse tüm gün seyir halindeyken, bazı araçlar ise günün 22 saatini otoparklarda geçiriyor. Ya da bu kullanımlar yeni bir proje/lokasyon vs. nedeniyle tam tersi olabiliyor. Sadece bu örnekteki bu iki aracın filo kiralama şirketi tarafından verilen aynı ayrıcalıklara, aynı km limitlerine sahip olması ise kocaman bir verimsizlik ortaya çıkarıyor.

Filo Broker olarak detaylı filo analizi hizmetimiz ve FiloCep uygulamamız sayesinde filonuzdaki araçların her biri için detaylı bilgilere sahip oluyor ve organizasyonunuzun ve kullanıcıların ihtiyaçları için tasarlanmış kiralama sözleşmeleriyle filonuzu kişiselleştiriyoruz. Verileri sürekli takip ederek filonuzla ilgili anlık aksiyonlar almanızı sağlıyoruz.

Verilere dayalı, kişiselleştirilmiş bir filo yönetimi de tahmin edemeyeceğiniz boyutlarda bir verimlilik ve tasarruf sağlıyor.

“Filo kiralama satış yöneticiliğinden önce sigorta sektöründe (Aviva) brokerlik deneyimim oldu. Sigortacılık elbette ki filo kiralamaya göre çok köklü bir sektör. Birçok parametre yıllar içinde yerini bulmuş durumda. Türkiye’de filo kiralama ise hala kendi zeminini oluşturuyor denilebilir. Ama bu durum beni ilk başta çok şaşırtmıştı.

Satış toplantılarında müşteriler filo kiralarken sadece maliyetlere odaklanıyorlardı. Ekstra maliyet yaratma ihtimali yüksek olan birçok doğru soruyu sormuyorlardı.”

”Filo kiralamanın brokerlığını yapmaya bu satış toplantılarında karar verdim. “

Filo Broker’ın kurucu ortağı Okşan Öztürk’ün Plum TV’de katıldığı İş Hayatı & Duygularımız yayınında anlattığı bu anekdotu ve daha fazlasını buradan izleyebilirsiniz.